A good year

Simdi size efsane bir filmden bahsedecegim… canimiz mi sıkıldi, moraliniz mi bozuk acip izleyeceginiz tarzda insanin icini sicacik yapan bir film.. Bir Ridley Scott filmi ve tabiki benim bayildigim Russell Crowe da başrolde..

Film fransa da bir bag evinde geciyor.. bag evi derken sato bigi bir ev.. Amcasinin ölümü uzerine ev Russell Crowe’a kalir.. Russell Crowe Londra’ da çok para kazanan, hirsli, gözü paradan başka birsey gormeyen bir brokerdir.. evin ona kalmasinin ardindan aslinda temelde evi biran once elinden cikarmak icin tum cocukluk anilarinin, Amcasi ile yaşadığı harika yazlarin gectigi eve doner…Russell evi satmak icin gitmiş olsada burada geçireceği zaman onun anilarina bir yolculuga donusecek ve orada yasadigi hersey, tanistigi insanlar fikrinin degismesine sebep olacaktir..

Gercekten çok samimi bir film oldugunu soylemem gerek.. okadar icten okadar sicacik ki Fransa’da bir bağ evim olsa keske dedirtiyor insana… Aşk’in tum formlarini filmde gostermis senarist.. ruhunuzun dinlenecegi bir film.. IMDB 7 vermis.. ben 8 bile verebilirim.. Cok seveceginize eminimmm.. Iyi seyirler

Ayy soylemeyi unuttum. Sarap seviyorsaniz bir kadeh (hatta siseyi) sarabi hazir bulundurun.. kesin caniniz isteyecek🥰

Baba Yaga

Film aslinda tipik bir konunun bu sefer rus yapimi versiyonu… Çok işlenmiş bir konu olmasina rağmen ruslar bu işi beceriyor hissi verdi bana…

Baba yaga slav mitolojisinde gecen bir cadidir.. filmde de cadi olarak tesfir edilmekte.. Baba Yaga mitoloji de çirkin, vücudu deforme yaşlı kadın olarak betimlenir; siyah giysiler giyer, gri saçlı ve gaga burunludur. Her nekadar filmde bu tasfiri pek goremesekte (filmde gorsel bir betimleme cok gecmiyor) yinede filmde de uzun ince bir varlik olarak gecmekte…

Yemegi en cok sevdigi seyler arasında en lezzetlisi kaçırdığı çocukların bedenleridir. Tum bunlari okuduktan sonra aslinda filmdeki tipik bazi seyleri daha rahat anlayacaksiniz.. mesela neden sadece cocuklari kacirdigi gibi… Ama eksik olan neden ve neye gore cocuklari sectigi aciklanmamis.. bir suru cocuk var filmde neden bazilari yasarken bazilarini alip gitmis buda belli degil.. yani bir baglanti kursalardi guzel olirdi.. mesela irlanda da ki mitolojik baska bir cadi olan Gryla’nin sadece yaramazlik yapan cocuklari yedigine inaniliyor.. peki bana yaga neye gore seciyor.. bunlar filmde anlatilmamis..

Gelelim kisaca konuya cocuk kahramanimizin bebek olan kardesi baba yaga tarafindan kaciriliyor.. cocuk bazi arkadaslariyla kiz kardesini kurtarmaya calisiyor.. neden annesi/ babasi birsey yapmiyor diye dusunurseniz onu da baba yaga kacirdigi bebeklerin ailesinin onu unutmasini sagliyor diye aciklamislar..

Yani izlerken cok sıkılmadan izlesemde dusunuce bazi baglantilarin olmamasi sacma geldi.. İMDB filme 4.7 vermis yani daha yuksek bir puan benden de gelmez..Gorseli yuksek bir filmde diyemeyecegim.. zamaniniz varsa neden olmasin.. bu bunye ne filmler izledi 😂 size de iyi seyirler

VIVARIUM

Karantina zamaninda daha cok zaman ayirmayi beklerken bloguma hic bekledigim gibi olmadi aslinda.. Ama belki bu gunden itibaren daha cok yazip daha cok uretebilirim..

Bugun ki film Vivarium… ne desem nasil anlatsam :)… insani ev bakmaktan tirstiran bir film diyebilirim..Yani izlediginizde sizde hak vereceksiniz bence pek de imkansiz bir konusu yok.. Hatta gercekci dusunursek uzay gemisine gecenin bir vakti bir işık ile cekilmekten daha mantikli bile olabilir..

Nekadar seviyorsunuz esinizi, sevgilinizi bir dusunun.. asla vazgecemeyeceginize eminsiniz belki🙃.. peki simdi issiz bir adaya dustugunuzu farzedin.. yaniniza alacaginiz 3 seyden biri esiniz-sevgiliniz olur mu? Eger buna cevabiniz evet ise bu filmi mutlaka izleyin eger cevabiniz hayir ise bu filmi kesin izleyin;) cunku izlediginizde cevabiniz ne olursa olsun varacaginiz sonuc ayni olacak😋

Filmin sonunda hatta sonlarina dogru gozlerinizin onune serilecek olan olaylardan hangisi daha urkutucu kestirmek zor.. ölüm tarziniz mi, yaşam tarziniz mi yoksa kurtulma cabanizdaki imkansizlik mi:)) her dakikasinda ne olacak yaaa, nasil olacak, o kim, bu kim derken filmin son sahnesindeki vurucu bitis sizinde bittiginiz an😫

Bildiginiz bakkala gidin, bildiginiz kasaptan alisveris yapin ne olur ne olmaz tedbirli olmakta fayda var😂😂😂 iyi seyirler

WHAT/IF…NETFLIX dizisi

Herkese tekrar merhaba…. Bu aralar ortam baya bir sıcakken akşamları ve haftasonları en iyisi evde oturmakken size güzel bir dizi önermek isterim. Adı “What/If ” IMDB skoru 6.3 bir dizi için biraz düşük gerçekten.. Ama puanı düşük diye izlenmesin mi 🙂 Tabiki düşük puanlı da olsa bizim için önemli olan karakterdir diyerek diziye başladık 🙂 Gelelim konusuna….

Öncelikle söylemeliyim ki gizem işini fena becermemişler… İzlerken ne olacağını fazlasıyla merak ediyorsunuz.. Baş rollerinde “Bridget John’un Günlüğü” serisinin sempatik yıldızı Renée Zellweger yer alıyor. Tabii o dizi de sempatik olması bu dizideki imajı hakkında sizi yanıltmasın. Tam tersine bir karakteri var kendisinin… Güçlü kadın izlemeyi severim. O yüzden bu karakteri beni hiç itmedi.. Ama aşırı zayıflığı biraz itti 🙂 Birde Sharon Stone’un “Temel İçgüdü” filmindeki kült sahnelerini akla getiren bazı hareketleri de “kendin ol ciğerimi ye” hissiyatı doğurmadı desem yalan olur.

Konu örgüsünün aşırı profesyonelce olmadığı konusunda hemfikirim. Hatta bazı kısımlar çok havada.. Dizi de keşfedildiğini iddia ettikleri teknoloji okadar anlaşılmaz ki açıkçası hayal etmeye bile kalkışamadım. Neyse bu işin ucundan azıcık içinde olan biri olarak bilemedim anlayamadım “wayyy ne güzel düşünülmüş keşke olsa” diyemedim. Sinir oldum 🙂

Ama sonuç olarak sonuna kadar izlediğim bir dizi daha… kesinlikle sıkılmadım. Genç kadınlarına özellikle pes etmemek, dünyayı değiştirmek vs ile ilgili verdiği sosyal mesajlarda hoş… Birini tanımanın nekadar zor olduğu, kişinin anca söyledikleri kadarı ile onu tanıyabileceğinizi yüzünüze vurması da bence kayda değer. Gerçeğin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır…

AVM’lerde, sinemalarda bu aralar takılmayın oturup bu diziyi izleyin :)))… İYİ SEYİRLER

THE GOOD LIAR….

Uzun zamandir yazamadigim bloguma Güzel bir film ile Geri donuyorum. Filmin Adi “good liar” aslinda baş rol oyuncuları gayet tanıtık. Öncelikle erkek oyuncudan bahsedelim. Tabiki unutulmaz film yüzüklerin efendisinide “gandalf” karakteri ile tanıdığımız sevdiğimiz Ian McKellen… Kadın oyuncu ise yıllar geçsede asla zarafetinden birşey kaybetmeyen Helen Mirren… Unutmadan sunu söylemeliyim film IMDB den 6.5 almış (hiç fena değil) .. filmin konusuna gelirsek sevgili gandalf filmde bir dolandirici… zengin insanların yanında zengin olan dulları da dolandırarak hayatını kazanıyor… film ikilinin internet üzerinden bir arkadaşlık sitesinde tanışması ile başlıyor. bazı olayları “hayatta böyle birşey yapmam” kıvamında izliyorsunuz. Ama sonradan yaş farkından dolayı (malum gandalf 80 lerinde Helen’da 70’lerinde… yalnız şimdi hesaplayınca farkettim way canına ikisi de harikalar) neden olmasına bağlıyorsunuz. Aşırı absurt değil bazı anlatımlar ama daha çok bu devirde böyle insan mı kaldı tadında. Welhasıl dediğim gibi adam dolandırıcı ve bizim minnoş Helen’ımıza kancayı takıyor. Önce onun kalbini kazanmak için binbir hareketler, laflar, sözler sonra ise asıl amaca ulaşmak için gerekli aksiyonlar…

film gayet sürükleyici….Bir muddet sonra sonunun nasil olacagina dair ip uclari gelsede sonuna kadar sıkılmadan izliyorsunuz.

Extremely Wicked, Shockingly Evil and Vile (TED BUNDY’nin HAYAT HİKAYESİ)

İnanılmaz bir filmden bahsedeceğim bugün size… IMDB puanı 7.1.. metascore is 52… Film Ted Bundy’nin hayatını anlatıyor. Peki kimdir Ted Bundy? Theodore Robert Bundy 1970’lerde Amerika’da birçok kadını (gerçek rakam tam olarak bilinmiyor ama 30 kadından fazla olduğu tahmin ediliyor ama kendisi sadece 30’unu itiraf etmiş) kaçırıp, tecavüz edip öldüren bir seri katil. Daha da enteresanı aslında kendisi bir hukuk öğrencisi.. Aslında önce University of Washington’da Çince okuduktan sonra University of Utah’da hukuk fakültesine kabul ediliyor. Tanıyanların çekici, hırslı, hitabeti güçlü biri olarak tanımladıkları Ted Bundy ilk cinayetlerini ise 1969 yılında işlemeye başlıyor gibi duruyor. Aslında bu hayat hikayesinin en enteresan tarafı 1989’da idam edilene kadar cinayetlerini asla kabul etmemiş olması…Artık son zamanlarında neden bu cinayetleri işledin sorusuna “öldürdüğüm kadınların son nefeslerini verirken gözlerinde tanrıyı görüyordum” söylemi aslında nekadar narsist olduğunu birkere daha ispatlar nitelikte bence.

Burdan bir kitaba atıfta bulunmak istiyorum. Kitabın adı “Olağan Psikopatlar”… Kitapta psikopat kelimesini duyar duymaz nasıl irkildiğimizle başlıyor. Bu kelime bizde katiller, sapıklar, intihar bombacılarını çağrıştırıyor. “Ama filmlerdeki emsallerinin aksine, gerçek hayatta her psikopat şiddet yanlısı veya suça meyilli değil” diyor yazar. Yeni araştırmalar her 10 CEO’dan birinin psikopat olduğunu söylüyor. Hatta cerrahlar, avukatlar, gazeteciler ve politikacılarda da psikopat olanların oranı azınsanmayacak derecede.

Yani aslında akıllı, zeki, aşırı narsist olmak illa seri katil olunacak anlamına gelmese de Ted Bundy’nin hayatı o noktaya gitmiş. Fİlmi izlerken hayret verici şekilde Ted’in kendine inancından sizde etkileniyorsunuz. Sizi çift kişilikli olabileceğinden şüphe ettirircesine kendisinin masum olduğuna inanıyor. Davalarındaki öz güveni, hitabeti, insan zekasından bir kere daha korkutuyor izleyenleri….

son olarak Zac Efron’dan da iki satır bahsetmeden olmaz. bence çok doğru bir seçim olmuş. Gözlerindeki ışık, özgüveni sizin inanmak istemenize neden oluyor. konuyu bilseniz de “ya gerçekten masumsa” demenize neden oluyor. İçindeki öldürme isteğinin verdiği ve bastıramadığı ateşin ve aynı zamanda hayatta kaybettiklerinin verdiği pişmanlığın çarpışmasını çook net görüyorsunuz. Yaptıklarından asla pişman olmamış ama başka bir hayatı olmasını da istemiş bir adamın hayatını izliyorsunuz.

CLOSE… Netflix filmidir..

Bugun size anlatacagim film bir aksiyon… IMDB puani 5.7 ve metascore ise 51… Kadin bir bodyguard zengin is adami öldükten sonra onun genç ama asi kizini korumak icin tutulur.

Film Fas sehrinde geciyor… yani filmde kulturel bazi ogelere de sahit oluyorsunuz. Tam bir kac-kovala filmi.. bazi yerlerde “yok artik burdan da kurtulamazlar” dediginiz anlarda bir rambo edasiyla kurtuluslarina sasirsaniz da aksiyon filmleri icin cokta beklenmedik bir durum degil sonucta;))

Yani film ile ilgili soylenecek cok birsey yok. Beklendik konusu ve sonu olan tahmin edilebilir bir film olmus.

ELITE… Bir Netlix Dizisi

Bugün size bahsedeceğim dizi bir Netflix yapımı olan “Elite” .. IMDB puanı 7.6.. Tanıdık simalaları (la Casa de Papel’deki Rio burada da Christian ve aynı dizi deki Denver’da Nano olarak karşımıza çıkıyor) görebileceğiniz entirikalarla dolu bir dizi. Dizi de burs ile zenginlerin okuduğu bir okula transfer olan 3 öğrencinin yaşadıklarını, kendilerini biryere ait hissetme çabalarını, karşılaştıkları zorlukları, mücadeleleri anlatıyor. Dizi zannediyorum lise çağındaki gençleri anlatıyor. Ama bu konuda dizi de net bilgi veriliyor mu çok emin değilim maalesef. Neden lise olduğunu düşündüğümü sorarsanız partiler, içkiler vs vs gırla.. Daha küçük yaşlar için olağan hale geldi ise bu kavramlar, diyecek birşeyim tabi yok 🙂

Dizinin en dikkat çeken yanı bence o yaş grubundaki gençlerin yaşam tarzları, hırsları, hayattan beklentilerini gözler önüne seriyor ve bunu da son derece çarpıcı, keskin ve vurucu bir şekilde yapıyor olması. İzlediğiniz zaman asla “nekadar abartmışlar” diyemeyeceğiniz hayat kareleri görüyorsunuz. O kadar genç beyinlerden çıkmasını beklemeyeceğiniz entrikalar, o genç ruhlarda bulmayı ummadığınız derece de yoğun nefret, öfke sizi hayrete düşürüyor. Nekadar çok başkalaştığımızı, nekadar çok başkalaştırdığımızı birkere daha vurguluyor ki bence tüm yaşananların sebebinin bu olduğunu zaten dizinin sonunda apaçık şekilde görüyorsunuz.

Herşeye sahip olmak aslında hiçbirşeye sahip olamamaktır sanırım… Yaşamın en başında hayatın tüm olanakları ayaklarının altına serilince olanaksızın peşinden gider buluyorsun kendini. Dizi bir gençlik dizisi değil onu söylemekte fayda var. Entrika, cinayet vs gibi öğeler üzerine örülmüş.

Dizinin 2. sezonu Eylül ayında bitti. 3. sezonu da mart 2020’de görünüyor. Bitirmek için daha zaman var.. kesinlikle tavsiye ederim.

American Horror Story (Amerikan Korku Hikayesi)

Oncelikle belirtmeliyim ki dizinin son sezonuna ait bir afisi sizinle paylasiyorum.. Dizi korku agirlikli toplam 9 sezon.. Maalesef Netflix Turkiye’de yok.. Ama ABD’dekinde mevcut… Her sezon ayri bir konu uzerinde sekilleniyor ama oyuncular ayni.. Her dizi de oldugu gibi demek istemiyorum ama bence en iyisi 1.sezon… 9 sezonun 8 ini izlemis biri olarak soylemeliyim ki cok iyi kurgulanmis ve her sezon icin asiri ugrasilmis benim top dizilerimden biri kendisi.. ilk sezonu iyi bir korku ama bazi sezonlari sadece gerilim olarak siniflandirilabilir… Benim dizi izleme hizimi dusunmezsek baya bir oturusta rahat 2-3 bolum izlenebilecek surukleyicilikte. Diziyi neden Nerflix Turkiye’de bulamiyorum onu gercekten anlayabilmis degilim ama umarim biri bu konuya el atar neden yani neden? Dizinin yapimcisi FX… Diger hangi dizilerim yapimcisi diye baktim “Breaking Bad” “Strain” (strain konusumda da bir yazi yazacagim yakin zamanda… fantastik ogeler, bilim kurgu vs benim isim) baya guzel dizilerin yapimciligini ustlenmis..

Neyse konuyu yine dagittim topluyorum… American Horror story izlemediyseniz ve korku gerilim sevenlerdenseniz bir sans verin 1.sezonu izleyin.. Ozellikle Lady Gaga offf buladar mi bir diziye cuk oturur bukadar mi siritmaz mimikler, hareketler tarz tavir sanki yillarca film cekmis birde korku filmi cekmiscesine… Ayy bu arada soylemeliyim dostlar Lady diziye sanirim 5.sezonda dahil oluyor. Basta gormeyince sasirmayin;)

Sunuda eklemeliyim yetenekliysen ne yapsan oluyor iste.. Lady Gaga’da Allah vergisi yetenek timsali.. American Horror story izlememis olsaniz bile “A star was born” izlediyseniz ne demek istedigimi cok iyi anlamissinizdir. kadina olan bakisim sesini dinleyisim degisti resmen… Allah sesine ve oyunculuguna zeval vermesin

American Horror diyorim izleyin diyorum Haydi ben kactim

Russian Doll… Netflix dizisi

Bugun size anlatacagim dizi bir Netflix dizisi Russian Doll… Gayet hoş bir konusu olan kivamında bir komedi… 36. doğum gününde Nadia hayatindan bezmiş, bağlandığı tek canli kedisi onu terk etmis, arkadaşlarinin onun icin hazirladigi dogum gununde boş boş dolaşıp gecenin kalanini geçirmek icin alternatifleri araştırırken hayat onun için apayri, sıradışı bir süpriz hazirlamaktadir. Ayni gece geçirdiği araba kazasi sonucu hayatını kayben Nadia gözünü açtıgında kendini ayni gunu bastan yasarken bulur… Peki bu nezamana kadar surecektir bu kaos nasil cozulecektir… Hayat uzerine, insan kavrayislari, iliskiler, baglanmak uzerine guzel mesajlari olan bir dizi… Bas rolundeki Nadia karakteri inanilmaz tatli.. Çok orjinal bir tip… Konu cok bilinmedik olmasada sonu bence guzel baglanmis.