WHAT/IF…NETFLIX dizisi

Herkese tekrar merhaba…. Bu aralar ortam baya bir sıcakken akşamları ve haftasonları en iyisi evde oturmakken size güzel bir dizi önermek isterim. Adı “What/If ” IMDB skoru 6.3 bir dizi için biraz düşük gerçekten.. Ama puanı düşük diye izlenmesin mi 🙂 Tabiki düşük puanlı da olsa bizim için önemli olan karakterdir diyerek diziye başladık 🙂 Gelelim konusuna….

Öncelikle söylemeliyim ki gizem işini fena becermemişler… İzlerken ne olacağını fazlasıyla merak ediyorsunuz.. Baş rollerinde “Bridget John’un Günlüğü” serisinin sempatik yıldızı Renée Zellweger yer alıyor. Tabii o dizi de sempatik olması bu dizideki imajı hakkında sizi yanıltmasın. Tam tersine bir karakteri var kendisinin… Güçlü kadın izlemeyi severim. O yüzden bu karakteri beni hiç itmedi.. Ama aşırı zayıflığı biraz itti 🙂 Birde Sharon Stone’un “Temel İçgüdü” filmindeki kült sahnelerini akla getiren bazı hareketleri de “kendin ol ciğerimi ye” hissiyatı doğurmadı desem yalan olur.

Konu örgüsünün aşırı profesyonelce olmadığı konusunda hemfikirim. Hatta bazı kısımlar çok havada.. Dizi de keşfedildiğini iddia ettikleri teknoloji okadar anlaşılmaz ki açıkçası hayal etmeye bile kalkışamadım. Neyse bu işin ucundan azıcık içinde olan biri olarak bilemedim anlayamadım “wayyy ne güzel düşünülmüş keşke olsa” diyemedim. Sinir oldum 🙂

Ama sonuç olarak sonuna kadar izlediğim bir dizi daha… kesinlikle sıkılmadım. Genç kadınlarına özellikle pes etmemek, dünyayı değiştirmek vs ile ilgili verdiği sosyal mesajlarda hoş… Birini tanımanın nekadar zor olduğu, kişinin anca söyledikleri kadarı ile onu tanıyabileceğinizi yüzünüze vurması da bence kayda değer. Gerçeğin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır…

AVM’lerde, sinemalarda bu aralar takılmayın oturup bu diziyi izleyin :)))… İYİ SEYİRLER

ELITE… Bir Netlix Dizisi

Bugün size bahsedeceğim dizi bir Netflix yapımı olan “Elite” .. IMDB puanı 7.6.. Tanıdık simalaları (la Casa de Papel’deki Rio burada da Christian ve aynı dizi deki Denver’da Nano olarak karşımıza çıkıyor) görebileceğiniz entirikalarla dolu bir dizi. Dizi de burs ile zenginlerin okuduğu bir okula transfer olan 3 öğrencinin yaşadıklarını, kendilerini biryere ait hissetme çabalarını, karşılaştıkları zorlukları, mücadeleleri anlatıyor. Dizi zannediyorum lise çağındaki gençleri anlatıyor. Ama bu konuda dizi de net bilgi veriliyor mu çok emin değilim maalesef. Neden lise olduğunu düşündüğümü sorarsanız partiler, içkiler vs vs gırla.. Daha küçük yaşlar için olağan hale geldi ise bu kavramlar, diyecek birşeyim tabi yok 🙂

Dizinin en dikkat çeken yanı bence o yaş grubundaki gençlerin yaşam tarzları, hırsları, hayattan beklentilerini gözler önüne seriyor ve bunu da son derece çarpıcı, keskin ve vurucu bir şekilde yapıyor olması. İzlediğiniz zaman asla “nekadar abartmışlar” diyemeyeceğiniz hayat kareleri görüyorsunuz. O kadar genç beyinlerden çıkmasını beklemeyeceğiniz entrikalar, o genç ruhlarda bulmayı ummadığınız derece de yoğun nefret, öfke sizi hayrete düşürüyor. Nekadar çok başkalaştığımızı, nekadar çok başkalaştırdığımızı birkere daha vurguluyor ki bence tüm yaşananların sebebinin bu olduğunu zaten dizinin sonunda apaçık şekilde görüyorsunuz.

Herşeye sahip olmak aslında hiçbirşeye sahip olamamaktır sanırım… Yaşamın en başında hayatın tüm olanakları ayaklarının altına serilince olanaksızın peşinden gider buluyorsun kendini. Dizi bir gençlik dizisi değil onu söylemekte fayda var. Entrika, cinayet vs gibi öğeler üzerine örülmüş.

Dizinin 2. sezonu Eylül ayında bitti. 3. sezonu da mart 2020’de görünüyor. Bitirmek için daha zaman var.. kesinlikle tavsiye ederim.

“The I-Land” bir Netflix dizisi

Yazmaya biraz ara verdiğimin farkındayım ama I am back 🙂 Efendim bugün ki yazımızın konusu Netflix’de yeni keşfettiğimiz “The I-Land“.. Başlangıçta baya bir merak uyndıran dizi sonraları biraz “Lost” havasını burnumuza burnumuza sokuyor gibi..Baştan beri spoiler vermemek adına detaylarına girmeyeceğimi söylemiştim. Fakat biraz konusundan bahsetmek gerekirse adından da anlaşılacağı dizi bir adada geçiyor. Orada uyanan yaklaşık 9-10 kişinin hepsinin hafızası gidik. Yani ne isimlerini ne kim olduklarını vs hatırlamıyorlar. Nasıl o adaya geldiklerini bilemedikleri gibi nasıl gideceklerini de bilmiyorlar haliyle. Tabi bunların kim olduğu, neden orda oldukları vs dizinin devamında açıklığa kavuşuyor. Dizi de saçma olan noktalar yok değil. Mesela diziyi 1 sezon çekmeye karar verdikleri noktada (sanırım öyle karar vermişler) dizi birden bire hızlanıyor. Aksiyon hiç beklenmedik bir anda başlıyor. Ana karakter diye düşündüğünüz biri pıt diye aksiyonun göbeğine düşüyor. Sonra nerden geldiğine çok akıl bürüyemediğiniz birileri adaya geliyor falan falan… Sonra tabii tüm bu 9-10 kişinin hikayeleri vs derken 7 bölümlük sezonu ortalıyorsunuz. Bazı bağlantıları gerçekten nasıl akıl ettiklerini (!!) anlamak mümkün değil (zaten bir senarist anlamlandırmıştır:)). İnsan birşeyleri izlerken zeka pırıltısı görmek istiyor tabe… Sanki şey gibi olmuş. Nasıl bağlayacaklarını bulamayıp “oldu da bitti maasallah” kıvamında ortaya karışık oldu bittiye getirmişler gibi.. Tüm bu gereksizliklerin içinde diyebilirim ki sıkılmadan neredeyse son bölüme kadar geldik. Çünkü sonuna kadar bir mantık örgüsü, bir paralel evren düzeyinde hayal gücü aradık. Bulamadık ama güzel bir pazar aktivitesi olarak değerlendirilebilir. Zaten IMDB’de 4.4 gibi bir dizi için inanılmaz düşük bir puan vermiş..Ben ne diyeyim. Konu yok ama aksiyon var 🙂 Zamanınız varsa neden olmasın..