I SEE YOU… (Both in Turkish and in English)

Film aslında daha çok gerilim türünde denebilir. Her nekadar IMDB korku diye sınıflandırmış olsada ben korkuya korku demem içinde mistik öğeler barındırmazsa.. Tabi kişiden kişiye değişir. Cinayet, kan vs korku öğesi midir ? benim için filmde geçiyorsa “HAYIR” ama tabii Allah korusun gerçek hayatta rastlasam baya tırsarım orası ayrı:) (Ayy yine konudan konuya atlarken bulmuştu kendini). Başlamadan önce IMDB puanı 6.6 ve Metascore: 65 (gayet başarılı). Şimdi konumuz küçük bir kasabada geçiyor. Odakta bir dedektif ve onun oğlu ve karısı var. Dedektifin eşi onu aldatmış ve bundan dolayı ergen oğlu ondan nefret ediyor, dedektifte aslında nefret ediyor ama affetmeye çalışıyor (Böyle birşey affedilebilir mi !! Seven insan affeder mi?). Bu duygusal çalkantıların tasfirine paralel olarak kasabadaki genç çocukların kaybolması da filmin ana temalarından diğeri. Sanki tipik bir polisiye film gibi başlayan konu sonrasında ailemizin evine “saklanan” iki gencin varlığı ile apayrı bir hal alıyor. Bu iki genç arkadaş sözde insanların evinde 1-2 hafta saklanarak onların hayatlarını videoya çekiyor ve sosyal medyalarında yayınlıyor (gerçekten böyle bir konsept var mı bilmiyorum ama sosyal medya denince bazen insanların yapabildiklerine şaşırmamak elde değil). Yani tam “hah psikopat filmi” diye sınıflandırmaya karar vermişken çocukların dahil olması ile “çocuklarla ne alakası var bu olayın” diye düşünüyorsunuz. Aynı zamanda dedektifimizin oğlunun ruhsal çalkantıları, annesine olan aşırı yoğun duygusal dengesizlikleri (buna işaret eden birçok söylem, eylem görüyorsunuz filmde. Aynı zamanda birde gördüklerinizi ona yorduklarınız var. Bu noktada tam bir özlü sözün yeridir. “Her gördüğünüz düşündüğünüz gibi çıkmayabilir“) gibi etmenlerde “acaba çocuk mu yapıyor” sorusunu akla getirmiyor değil. Yani filmin çoğunda çocuk mu psikopat katil yoksa eve gizlice girenler mi cinayetleri işliyor yoksa bir noktada eski bir seri katilin ruhu mu ortaya çıkacak diye heyecanla bekliyorsunuz. Tüm bu senaryolar arasında sizde farklı duygulara bürünüyorsunuz. Bazen dedektife acıyor bazen oğluna üzülüyor çoğu zamanda o eve gizlice giren gençlere kızıyorsunuz. Ama dediğim gibi gördüğün düşündüğün gibi çıkmayabilir. Süpriz sonla biten bence gayet güzel kurgulanmış, izlemesi son derece keyifli bir film. Filmin afişindeki silüetin filmde nerden çıktığını anlayacaksınız. bence burdaki gönderme bile son derece zekice. Ozaman dans ozaman renk ozaman iyi seyirler 🙂

Bunu yazmadan bitiremeyeceğim sevgili Helen Hunt nekadar yaşlanmış. Keşke o estetikleri yaptırmasaydın.. 2000’li yıllardaki “What Woman Want-Kadınlar Ne ister” filmindeki halinle anılarımızda olsaydın…